Liberalizm ulusçuluk kapitalist sistemde ulusalcılık
Liberal düzenin Ulusalcılığı ve Halkçılığı
İnsanı ve onun doğasını incelediğimiz zaman görüyoruz ki özgürlük onun biricik hakkıdır. İnsan özgürlüğü sayesinde kendi yolunu bulur.. hayat ne demek yaşamak ne demek bu özelliği sayesinde anlar.
Her şey liberal ülkede yetişir; fakat dengeli beslenir insanlar. Dengesiz insanlar göremezsin. Yandan yemiş bir liberal düzen yine bir dengesizliktir. İyi hesaplamak lazım bazen tam tersi gibi görünür fakat işte odur liberal anlayış.
...
Liberalizm, adındanda anlaşılacağı gibi özgürlük üzerine kurulu bir sistemdir, bu sebeple en başta özgürlüğün ne olduğunu anlamak gerekir. Bu sayfalarda bundan defalarca bahsettik. Özgürlük nasıl ki ilk bakışta aklımıza gelebilecek, içimizden geçebilecek herşeyi yapmak manasında anlaşılıyorsada bunların yaşanması durumunda görüyoruz ki diğerlerinin özgürlüğü kısıtlanıyor başka hayatlara müdahale ediliyor. Bu sebeple Ulu Önder Atatürk'ün de ifade ettiği gibi: '' Özgürlük insanın düşündüğünü ve dilediğini sınırsız olarak yapabilmesidir; fakat bu tarif, özgürlük kelimesinin en geniş anlamıdır. İnsanlar, bu anlamda özgürlüğe, hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü herkesçe bilinir ki insan, doğanın yaratığıdır. Doğanın kendisi de sınırsız özgür değildir, evrenin yasalarına bağlıdır. Bu sebeple, insan ilk önce, doğa içinde, doğanın yasalarına, şartlarına, sebeplerine, etkenlerine bağlıdır. Meselâ, dünyaya gelmek veya gelmemek insanın elinde olmamıştır ve değildir. însan, dünyaya geldikten sonra da, daha ilk anda, doğanın ve birçok yaratıkların esiridir. Korunmaya, beslenmeye, bakılmaya, büyütülmeye muhtaçtır.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.Atatürk'ün El Yazıları, s. 450).
Atatürk'ün halkçılık anlayışı, tüm halkın işbirliği ve ayrımsız birlikte çalışması esasına dayanır. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi ilede halkın herşeyin üstünde olduğu vurgulanır.
Atatürk, Halkçılığın devrimler açısından ne denli yaşamsal olduğunu, çeşitli vesilelerle gündeme getirmiştir:"İç yönetimimiz konusunda güçlükleri yok edebilmek, iyi görevli atamak ya da görevlinin görevine son vermek kuralını ortadan kaldırmak gereğindeyiz. Biz bu kuralı iki ilkeye dayanarak sonuçlandırabiliriz. Bundan dolayı hangi ilkeyi koyabileceğimizi düşünmeye koyulalım. Bu Hükümetlerin halkın eline geçmesidir.
Efendiler, 'Biz memur sınıfı yaratmak için çalışmayalım' ve kesinlikle bir 'memur kadrosu' içinde bulunanları bir yere koymakla kafa yormayalım. Yönetimi halka vermek için çalışalım. O zaman bütün güçlüklerin ortadan kalkacağına inanıyorum... Ben bununla uğraşmaktayım.İç politikada yolumuz olan halkçılık, yani ulusu kendi başına buyruk kılma ilkesi Anayasamızla saptanmıştır. / Bu sözlerde, Liberal anlayış ve Kapital ekonomi çok belirgindir. Fakat Atatürk'ün çizgisinden kayıldığı gibi Atatürk'ün görüşleri saptırılmıştır.
Halkçılık; “ Bireyler arasında hiçbir fark görmemek, topluluk içinde ayrıcalık kabul etmemek, halk adı verilen tek ve eşit bir varlık tanımak görüş ve tutumu” olarak tanımlanmaktadır. Halkçılık halk yönetimi, halkın halk tarafından halk için idaresi, yani siyasi demokrasi olarak kabul edilir. Halkçılıkta devletin siyasi rejimi, halk tarafından ve halkın menfaatine kullanılır.
"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına, Türk Ulusu denir." Bu tanımlamanın içinde halk ile ulus birbiri içinde kaynaşmış ve bir bütünü oluşturduğu açıkça görülmektedir. Atatürk, ulusumuzun bütün kesimini "halk" olarak kabul etmiştir. Atatürk: "Türk Ulusu, halk yönetimi olan Cumhuriyetle yönetilir." düşüncesiyle de halkçı görüşünü ulusçulukla birlikte Cumhuriyetçilik ilkesine bağlamıştır.
Bunu bir tek sözcükle belirtmek gerekirse diyebiliriz ki yeni Türkiye devleti, bir halk devletidir. Halkın devletidir."1930'lu yılların çalışma ilişkileri ve iktisadi boyutuna damgasını vuran ilk kavram yine "Halkçılık" olmuştur.
Bu sebeplerden ötürüdür ki Liberalizm halkı özgürleştiren ve halka egemenlik veren sistemdir. Diktatörlükler hangi sistem sayesinde yıkılmıştır halk ne zaman kendi hakimiyetini elde etmiştir, yönetim ne zaman halkçı davranmaya başlamış ve Cumhuriyet demiştir? Avrupa nın, Amerika nın halk için ve özgürlük için refah ve mutluluk, eşitlik için liberalizm dediği bu yönetimi ve kelimeyi söylemeye başladığı zaman kökleşmeye başlamıştır. (liber:özgür) Sadece krallar ve soylu denilenler değil gerçek soylulara yani halka yükselme ve zengin olma hakkı mal mülk hakkı verilmiştir. Hayatın ve yaratılışının ona verdiği bu hakkı onun elinden alabilecek bir kuvvet yaratılmamıştır. Lakin insan bunu yaratmaya çalışır; fakat insanın özgürlüğünü zincirlerle bağlayacak sağlamlıkta hiçbir zincir yoktur. Bu sebeple insanın bu en bariz vasfını görmezlikten gelenler en büyük krallıkları kursalar dahi büyük bir gaflet içindedirler ve gün gelir o gaflete düştükleri şey karşılarına bambaşka silahlarla çıkar ve o zaman ne kral kalır ne padişah. Özgürlük ve halkın egemenliği bir şekilde yayılır. Liberal bir düzenin sağlanamadığı gemide mutlak bir çatlak vardır. Bu çatlakları bulmak ve yapıştırmak lazım. Çoğu zaman inançta olsun düşüncede olsun Ulusların içindeki çatışmalarda olsun, Özgürlüğü barındırmayan sistemler özgürlük adı altında sunulur, buna aldananlar tüm dünyanın gerisinde kalır, halkına zulmeder ve parçalanır. Bunların birşeyi bilmesi gerekir seni parçalayan ve yokeden dış güçler değil!! Sensin ve kendi halkın! Kendi halkın senden ötürü seni yoketti ve sen artık bir hiçsin.
İnsanlar zannediyor mu ki hayat liberalken;özgürlüğe göre işlerken onun yasası bu sistem bir türlü oturmuyor bir türlü adı konmuyor. Adı kondu arkadaş ve Ulusları geliştirdi zenginleştirdi. İşte Amerika işte Avrupa, Japonya, Çin... ve yakında Türkiye var umarız Ulusal bir liberal anlayış güderler; çünkü saydığımız ülkeler hep Uluslarının çıkarına göre hareket eden Liberal Ülkelerdir.
Paramparça olan halkını zincire vuran monarşik düzenlerdeki, tekelci yönetimlerdeki halk acı çekmektedir sonunda yıkılmaktadır. Ellerindeki tüm imkanlara rağmen fakir yaşamaktadırlar. Liberal bir ülke olan Japonya ise küçük bir adada büyük bir Devlet kurmuştur.
Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür. 1906 (Atatürk'ün Söylev ve.Demeçleri.II, s.1 )
Özgürlük, Türk'ün yaşamıdır.
1930
Yazgısını, kendini zincire vuran kişilere terk eden milletler, o kişilerin keyif ve arzularına oyuncak olmaya karar vermiş, bunu kabullenmiş sayılırlar. Bu türlü milletler, talihlerini ellerine bıraktığı insanlar başarı kazandıkça o insanların daha kuvvetli baskısı altında kalırlar. Başarı kazanmazlarsa felâket, yok olma yalnız o insanlara değil, onlara bağlı olan topluma gelir. O halde her iki olasılıkta da böyle bir millet, felâketle karşı karşıyadır ve bu kötü sonuca varması kaçınılmazdır.
1922 (Atatürk'ün s.D.11, s. 27)
Krallıklardan sonraki düzenlerde yönetimin adı ve görüntüsü değiştiği için ve kısım kısım düzenlemelerle halk özgür olduğu için ortada bir diktatör görünmez; halbuki ortada yine bir monarşik düzen vardır. Sistem kılığına girmiş bir diktatör var sadece görüntüsü yok: fakat ben size göstereyim: özgürlük uğruna verilen savaşlarda akan tonlarca kan, milyonlarca insana ilave günümüzde uyuşmuş bir beyinle nefes almaktan başka hakkı olmayan insanlar, ülkeler var. Çoğu özgürlüğü bile bilmeden aslında onun savaşını veriyor çaresizce.. Çokları savunduğu düşüncenin tutsaklık olduğunu bilmeden onun için kan akıtıyor. Bu görünmeyen diktatör uğruna akıtılan kanlara bakın kitaplarda.. sayfalarda.. açın bakın o sayfalara o zaman belki gözünüze görünür kim olduğu o zaman anlarsınız belki ÖZGÜRLÜĞÜNÜZÜ KISKANAN bir şeyin olduğunu, bir oluşumun.. kim bilir belki bir yaratığın olduğunu..
O diktatör ki insanın zaaflarını iyi biliyor onun kurgularından yararlanıyor, seneryolarında baş rolü oynuyor ama o görüntüde yok, yakıyor, yıkıyor ; fakat insan süslü sözlere kanıyor ve gördü tamam diyeceğin anda o güneş gözlüğünü takıp uzanıyor koynuna -işte bu- diyor!
Ne diyim evet o doğru bildin.
Daha sonra kapkara olmuş başına güneş yemiş bir halde kalkıyor. Ama bu liberalizmde böyle değildir ne başına güneş yersin ne kavrulursun herşey dozundadır. Her şey liberal ülkede yetişir; fakat dengeli beslenir insanlar. Dengesiz insanlar yavaş yavaş yokolur. Yandan yemiş bir liberal düzen yine bir dengesizliktir. İyi hesaplamak lazım bazen tam tersi gibi görünür fakat işte odur liberal anlayış. (Bu sayfalarda bu konular bolca var;herşey açık ve net)
Ulusal Liberalizm
Bilmem anlatabildim mi?
alper m.