4 Şubat 2008 Pazartesi

pamuk orhan'ın seceresi

Pamuk'un seceresi
Sabah gazetesinin asansöründe karşılaştığım genç bir meslektaşım "Orhan Pamuk' a neden taktınız?" diye sorunca şaşırdım. Orhan Pamuk'a taktığım falan yok. Sadece bir millete, elinde hiçbir somut veri olmadan, canı öyle istedi diye "katil" damgası vurmasına dayanamıyorum o kadar.
Bu arada arşivimi kurcalarken, aylar önce gelmiş bir bilgiye ulaştım. Onu da sizinle paylaşmak istedim:
"İstihbarat dünyasında 'kuş yumurtası üretmek' metodu vardır. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediğiniz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çeşitli provokatörler lazım, en güvenilir provokatör kendi yetiştirdiğinizdir. Bu iş için yetenekli ama geleceği parlak olmayan zayıf karakterli bir 'yumurta' bulunur.
Bu genç üniversitede devşirilir ve aşama aşama önce öğretim görevlisi daha sonra da medya parlatmaları ve şirket sponsorluklarıyla ülkede sözü dinlenen bir profesör haline getirilir. Gerekirse tüm araştırma ve kitapları da eline hazır olarak verilir. Ülkedeki insanlar bu kişinin yazdığını sandıkları muhteşem eserleri okur ve ona olan saygıları artar.
Böylece yumurta kuluçka aşamasını bitirmiş ve çatlayıp faydalı-KADROLU bir kuş olma zamanı gelmiştir. Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthiş radikal açıklamalar yapmaya başlar ve tüm ülkeyi karıştırır. Aynı anda kendisi gibi yetiştirilen diğer yumurtalar da farklı faaliyetlere girişirler.

Evet, şimdi de, bu açıklamayla hiçbir bağlantısı olmayan -çok farklı- bir konuya gelelim; Orhan Pamuk'la ilgili son tartışmalar akla bir soru getiriyor: Pamuk neden bu kadar Türkiye karşıtı?
Orhan Pamuk'un tüm ailesi bugün eleştirdiği devletin çok ekmeğini yemiştir. Mesela dedesi Cumhuriyetin ilk mühendislerindendir ve özellikle İnönü döneminde yapılan demiryolu hamlesinde büyük ihaleler alıp kısa zamanda zengin olmuştur.
Orhan Pamuk'un babası Gündüz Pamuk, Amerikan IBM şirketinin Türkiye'ye atadığı ilk genel müdürlerdendir. 1959-1964 arasında IBM firmasının tüm devlet birimlerine ve silahlı kuvvetlere sattığı cihazları pazarlayan kişidir. 1964'ten sonra Koç Holding'de Plan Grubu Başkanlığı yapmıştır. Baba Pamuk, İsmet Paşa'nın yakın dostudur ve SODEP'in kurucularındandır.
Orhan Pamuk'un erkek kardeşi Şevket Pamuk Amerika'da Yale'de ekonomi okuduktan sonra dünyada pek çok üniversitede Osmanlı ve Türkiye ekonomisi üzerine dersler vermiştir. Kardeş Pamuk, İsrail'de bulunan Negev Ben Gurion Üniversitesi'nde, derslerini MOSSAD'ın da ilgiyle takip ettiği 'Ortadoğu Çalışmaları' bölümünde uzun yıllar çalıştı.
Orhan Pamuk 1985-1988 arasında tam üç sene Amerika'da kaldı. Pamuk bu dönemde Iowa Üniversitesi bünyesinde verilen International Writing Program (IWP) isimli çok ilginç bir kursu bitirdi. Kursun amacı dünyanın değişik bölgelerinden gelen ve kendilerinde potansiyel görülen yazarların Amerikan hayatını tanımaları ve kitaplarını yazabilecek güzel bir ortama kavuşmaları. Pamuk'un bu kurstan sonra hayatı değişti. Bu yazar eğitim kursu programının baş sponsoru ise Amerikan Dışişleri Bakanlığı'ydı.
Bir başka ilginç yakınlık; Orhan Pamuk'un yakın dostlarından biri de İsrail kökenli Amerikan gazetecisi Jeri Liberdi. Liberdi, kurucusu olduğu İnsan Hakları İzleme Komitesi'ni temsilen Türkiye'deki insan hakları ihlallerini konu alan bir rapor yazmıştı. Bu raporda Türk ordusunun Kürtlere katliam yaptığı iddia edilmişti."
Bütün bunlar komplo teorisi olabilir mi? Olabilir.
Ama komplo teorilerinin de "düşünce özgürlüğü" kapsamında ele alınması gerekir.
(fatih altaylı: http://arsiv.sabah.com.tr/2005/12/21/yaz1437-40-101.html) fatih altaylı
_________________________________________________________________

Orhan Pamuğu dinleyelim gözlerimiz kapalı:

Nobel Ödülü'nün, beklenenin aksine, kendisini değiştirdiğini dile getiren Orhan Pamuk, "Ödül beni daha meşgul ve bazı ülkelerde daha popüler biri haline getirdi," diyor.
yorum: Ülkene söv, abuk subuk Avrupalının şarkı sözleri niteliğinde cümleler kur, birazda onların karakterine meylet yani, yalan söyle, kıvır,kurnazlık yap,özgürce saçmala... olur dinliyoruz seni.. gözümüzde kapalı.. (bu yazıyı okuyanlar bu teknikler milyonlarca Türk'ün gözünden kaçıyor,kurnaz bi adam şu pamuk..)

"Nobel aldığınıza göre artık Türkiye ve dünya için belli sorumluluklarınız olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuyla açılan konu, ilginç devam ediyor. "Şöyle söyleyelim, bir şekilde omuzlarıma yüklenen politik sorumluluklara hayatım boyunca, hiçbir zaman özenmedim! Böyle hissediyorum çünkü kıskançlıklar, kötü niyetler, tabular ve çeşitli baskılar, yolda yürürken bir balkondan düşer gibi aniden üzerime yığıldı!"
yorum: yani bilmiyorum Pamuğu tercüme etmeye gerek var mı? sanki anlaşılıyor gibi.. Politika hakkında birşeyler mırıldanıyor: aslında bilinçaltında yatan şey, onun politikayıda düşünmüş olması , burda kendi yeteneği ile mi politikaya atılacaktı yoksa nobeldeki Avrupa desteğiyle mi. Dikkat ederseniz politikacılarda çokça saçmalayıp kıvırırlar aynen Pamuk gibi.. sonra onun gibi ülkeleri için çalışıyormuş imajı verirler. Gine bişeyi anlatmak için ne kadar kelime varsa sıralamış he.. Biryandan da politikanın vereceği yüke özenmediğini;fakat politikacı olmaya can attığını söylemek istiyor garibim. Ya şu Pamuğu bir türlü anlayamamış bizim adamlar, meğerse içinde ne büyük fırtınalar varmış.. Yoksa şöyle mi söylemek istiyor;'' of ülkemin yükü omuzlarımda kahretsin eşşek gibi senelerce katlan gel bide şimdi senin üstüne binsin oh be, halbuki ne güzel Manhattan daki lüks villamdan manzaraya bakıp sırıtıcaktım.. ne güzel kuşlarla saçmalayacaktık, eski ülkeme sövüp, beni okuyan batılı gerzekleri seyrederek yellenecektim..''
...
Ve şöyle devam ediyor Pamuk: "Benim gizli arzum hep özgür bir sanatçı olmaktır. Yazma stilim ve yapı kurma metodum hayata karşı çocuksu bir yaklaşım gerektiriyor."
-Yani yazı sitilinin yandan yemiş halini kendiside biliyor, tamam kötü demiyorum.. embesilcede olsa sorun değil yeter ki bizi unutma şaban.. ülkeni..
Tamamda niye gizli arzun özgürce bir sanatçı olmak, açık açık söyleseydin daha ortada fol yok yumurta yok, yeri geldiğinde yapardın hain planını. Yapı kurma metodunla bine yapsaydın ikinci katta yıkılırdı.

Sonra da ekliyor: "Topluma mal olmuş, tanınmış biri olarak sokakta dolaşmak, yazarlık yapan biri için hiç iyi değil. Politik bir figür olmak ise gerçek bir felaket!" Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili yorumlarından sonra yaşanan hukuki süreç içinse, "O hukuki çekişmelerden sonra, artık tamamen karar verdim ki, benim tek sorumluluğum gençliğimdeki sorumsuzluğumu tekrar hayata geçirmek ve daha 'Nabokov tarzında' olduğum hayata geri dönmek. Yani biçime yönelmek." Söyleşiyi yapan gazeteci "Bunları yaşadıktan sonra ifade özgürlüğü için savaşmanız gerektiğini düşünmüyor musunuz?" sorusunu yöneltiyor. Pamuk'un cevabı ilginç: "Yazmak yeter. Gerisi beni sevmediğim bir alana ve talihsiz bir kadere sürükler."

Yani demek istiyor ki Pamuk, kısaca saçmalamaya devam edeceğini hiç büyüyemeyeceğini saçmalayarak ifade etmeye çalışıyor(güzel bi teknik..) İfade özgürlüğü ile savaşmak sorusuna, ifade etmeye devam edeceği yanıtını veriyor, aynen öncede ifade ettiği gibi...
(hım kalemi güzel bi yazar.. peki klavyesi nasıl? hehe hayır bu iğrenç espiriyi ben yapmadım, o yaptı Pamuk, hatta tarihte milyonlarca yaptı..o zaten milyonlarca baloncuğu çok seven pamuktan bi yazar.. tarzı bu..) Özgürlük savaşçısı zannediyor kendini.. düşmanlarını duf duf öldürecek.. gerekirse yedek şarjörlerine dom dom mürekkepleri koyacak, edebiyat ne verdiyse artık rastgele sıkacak beynine beynine milletin. Yazdıkları yüzünden o kadar Türk düşmanı dostu oldu ki,artık Turuva atı biçiminde davranamayacak kadar tutsak onlara.. Tarihte Ermenilerin Türklere soykırım yapmaya çalıştığını;ama sonradan az olanın kendileri olduğunu anladıklarında , olaya kaza süsü vermeye çalıştıklarını söylemeyi özgürlüğüne yediremeyecek Pamuk;çünkü o özgürlüğü küfretmek sanıyor; çocuk işte büyümemiş..