Türkiye ekonomisi nasıl olmalıdır (az ve öz) :
En başta Amerika olmak üzere Avrupa ve Japonya şimdide yükselen bir Çin ekonomisi var. Bütün bunların ekonomisini en başından basitçe incelediğimizde, ayan beyan ortadadır ki bu ülkeler halkın işletmeciliğine ve girişimciliğine büyük destek sağlamış, hatta ekonomiyi halka bırakmıştır. Bu en belirgin Amerika da görülüyor. Bu şekilde yükselirken ülke bunu yaşayarak deneyimlemiş ve devlet ekonomiye yavaş yavaş nazikçe müdahale ederek sistemi hassas dengeler üzerine kurmuştur ve bu denge üzerinde sağlamlaştırma politikası gütmektedir. Unutulmamalı ki Amerika dahi, hiçbir ülke dışa bağımlı bir ekonomi ile yükselemez. Amerika da zaten bunu yapmamıştır. Özelleştirmeyi savunupta, özelleştirmenin nasıl ülkeyi ekonomik yönden iyi bir seviyeye getirdiğini bilmezsen bu işin içinden çıkamazsın. Amerika ve diğerleri Ulusal bir ekonomik politika izlemişlerdir;çünkü dünyanın tüm ekonomistleri amuda kalksa , perende atsa bundan daha iyi bir çözüm yolu bulamayacaklardır,çünkü böyle bir şey yoktur!
Devletçiliğin daha gelişmiş uygulamaları olmalıdır,fazla ve gereksiz değil..
Türkiye’deki sorun özel girişimin önünün açılmamasıdır: Sürekli pürüzlerin, engellerin olmasıdır. Halbuki Atatürk ‘’Özel girişim ön plandadır’’ demiştir. Onun halkın ekonomiyi yönetmesine dair birçok sözü vardır. Devlet hakemlik yapacaktır. Aynı zamanda Özelleştirme değildir aslolan, o bir yan üründür. Aslolan şey özel girişimlere büyük imkanlar tanınmasıdır. Şöyle anlatalım: Diyelim ki elindeki tek kuruluştan zırnık kadar yabancılara hisse koklatmadın; %100 kuruluşlar kendi halkının. İşte bu durumda bile olmayan bir şey vardır: Bunu herkesin zihnine sokması ve olayı daha geniş perspektifte düşünmesi lazım. O olmayan şey halkın ekonomide kendi yolunu çizecek kadar hakkının ve imkanının olmayışıdır. En önemlisi Ülke gelişimi için halkın önü açılmalıdır.
Halk devletten daha girişkendir.
Halk paranın nerde olduğunu daha iyi bilir.
Halkın çok değişik teşkilatlanma ve genişleme, yayılma yeteneği vardır.
Halk kendi mülküne kendi malına, devlet adamlarından daha iyi bakar; çaldırmaz, geliştirir, dünyaya kazık çakacakmışçasına sahiplenir, daha hızlı davranıp imkanları değerlendirir;eğer ki önü açıksa..
Halkın o kadar değişik nitelikte kabiliyeti vardır ki, dağarcığı o kadar geniştir ki eğer bir engele takılmayıp, üstünede yardım alırsa devletten yapamayacağı şey, yükselemeyeceği gök yoktur.
Atatürk milletin üretimine önayak olmuştur. Millet yaşam standardını yükseltmek için hayat mücadelesinde özgün, hür ve girişken tavır takınabilmelidir. Bu milletin kendi elinde olan kuruluşlar ile mümkündür. Özgür olmalı(özü + gür olmaktan gelir) O vakitlerde bunu yapabilmek için girişimlere destek verilmiştir.
Devlet Halkın güvenliğini sağlamak için , bütünlüğünü sağlamak için görevini yapması gerekir. Herşey devletin görevi değildir. Herşeyde olmak devletin görevidir ama herşey olarak değil; çünkü bunu yapamaz. Devleti baba , milleti çocuk olarak düşünürsek bazı şeyler daha iyi anlaşılacaktır. Millete küçük çocuk muamelesi yapan devletler onlara verdiklerini zannedikleri halde, aslında sadece milleti küçük ve dışa bağımlı bırakmışlardır. Nasıl ki sürekli anne-babasının denetimindeki ve baskısındaki çocuk gelişme gösteremez ise insani değerlere özgü olan devlet mekanizmasıda buna benzer sonuç olarak, halk kendi yolunu çizemez duruma gelir. Bir yandan halkın isteklerini yerine getiremeyen devlet, diğer yandan halkın kendisinin ihtiyaçlarını eline alıp üretim yapmasını engelleyen yine aynı baskıcı devlettir. Bu Devlet jandarma konumunda olsunda değildir;onun ekonomiyi başıboş bırakmaması gerekir;fakat bu engel teşkil etsin demek değildir. Devlet halka yardımcı olmak için yaratılmış bir oluşumdur.Bunu insanların ve devletin daha iyi anlaması lazım. Halka zorluk çıkartan bir oluşum varsa eğer bu devletin kendi içindede bir zorluk bir pürüzdür, devletin kendi içindeki çatışmasıdır,çıkmazıdır. Hem böyle bir ortamda devletin kurumları daha iyi işler; birileri biriyle para konusunda işbirliğine giremez.Ekonomiye yeterli seviyede müdahale edip, Adalet ve güvenliği sağladımı devlet para gibi kirli bir konu ile gereğinden fazla uğraşıp ülkeyi batağa sürükleyecek olanaklara zemin hazırlamış olmaz. Halkın olan mal halk tarafından el emeği göz nuru dokunur:Kimseye dokundurtmaz. İnsan nasıl ki kendi evine kirada oturduğu bir evden daha iyi bakar ve o eve yatırım yaparsa ülkede böyle bir düzenin içinde halk tarafından hiç olmadığı kadar sahiplenilir. Şunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın; böyle bir düzende hiç ummadığınız insanlar ülkesini sahiplenmeye ve korumaya başlar. Ne halkın malını gaspedin ne de ülkenin istikbalini.. İşte budur gerçek liberalizm ve onun gerçekten önerebileceği sistem. Hangi liberal düzen hangi kapitalist ülke vardır ki bunları Halkçılık ve Ulusalcılık şeklinde yorumlamadan ülkeleri yükselsin.
Ülkemiz artık av değil avcı olmalı… Türkiye büyük bir güç haline gelse eminiz ki, Türk Milleti yalnız kendine değil başka ülkelerede liberal bir anlayışla, emperyalizmden uzakta durarak bakar. Büyük ülkeler merak etmesin.. Atatürk'ün dediği gibi ''Türk'ün medeni vasfı dünyada bir güneş gibi doğacaktır'' Kemalizmi dinleyen Avrupa ve Amerika'nın başta gelenlerinin aynı zamanda filozofta olması gerekir ki bunu anlasın. Çünkü bizim tarihimizde ve kabiliyetimizde yabancı ülkelerle olsun imparatorluklarla olsun; aynı yönetim biçimiyle aynı imkanlarda olduğumuz halde onlardan daha gelişmiş daha zengin ve daha büyük olduğumuz devirler oldu. Biz bunu aynı düzen içerisinde yaptık ve biz halka kötülük yaparak , başkasını sömürerek te yapmadık. Sırf inancımızın kültürümüzün çizgisinden gittik ve zengin olduk, en büyük devleti kurduk. Yeni dünya düzeninde de yine yükselen ülkelerle aynı rotayı izlemek ve onlara yetişmek mecburiyetindeyiz. Artık görülmeli bu… biz daha iysini yapacağız. Dünya bizi bekliyor. Dünyayı ise zor günler bekliyor!..
Devlet olduğu müddetçe tekelcilik vardır nasılsa merak etmesinler;çünkü adaletin tekeli olması gerekir. Ülke bütünlüğünün korunması, yasaların işletimi devlete aittir. Devletin bunları ekonomik alanda da uygulaması gerekir; en başta ve temel olarak: Ülke ekonomisinin halkın elinde olmasını sağlamaktır. Bu iki taraflıdır, bir halkın istediği gibi olan kısmı yolunu açacaksın, iki; tüm ülkenin istikbali tüm halkın kazanımı için ekonomi rotasını sürekli Ulusal yolda tutacaksın. İşletmeleri,kuruluşları elinde tutabilecek kişi halk değildir devletin ekonomide birincil görevi kuruluşları kendisi değil ;fakat halkın elinde tutmasını sağlamaktır. İşte herşey burda belirginleşiyor.
Amerika ve diğerleri bahsettiğimiz şekilde yükselirler; başka bir biçim yoktur. Halka anlatamadığın zaman bu gerçekleri, halkta halkçılığın burda olduğunu göremiyor, hakkını arayamıyor. Saçmasapan kelimelere ve katı kalıplara hapsediliyor halk. Hayır.. halk büyük ve yeteneklidir, kendi yolunu çizebilecek kadar yetkin ve seni kuran, oluşturan bu halktır. Ülkede Cumhuriyet var, Demokrasi var; fakat ekonomik alanda orada değiller. Bir yazar oturup yazı yazarken, devlet gelip o kalemle yazamazsın, iki gün sonra başka kalem al demiyor, iki gün geçince.. olmadı kalem piyasadan kalkmış mürekkep üretilmiyormuş, istersen kanınla yaz demiyor. Aptal aptal engeller yok.. Ekonomi dışınadaki liberal anlayışta Türkiye de en temel ve gerekli olan herşey var; bu sayede düşünce dünyası ve sosyal yapı genişliyor ;fakat buna destek olacak ekonomi gelişemiyor. Bu sebeple ülke yerinde saymaktadır.
Güçlü ekonomiye ve yaşam standartlarına sahip ülkelerin temel özellikleri şunlardır:
Üretimi kendisi yapmak ister. Hammaddeyi kendisi işler. Gücü budur..
1. DÜZEN
2. ÜRETİM YELPAZESİNDEKİ ÇEŞİTLİLİK
3. ÖZGÜRLÜK ve DENETİM
4. YASALAR ve İŞLEYİŞİ
5.ULUSALCILIĞA Önem vermek.
Amerika nın büyük bir ülke olmasındaki ilk başta gelen unsur: Üretimin her çeşidinin ellerinde bulunmasıdır. Gerek hammadde gerek işleme konusunda ihtiyaç yelpazesinin üretimini geniş tutmuştur ki dışa bağımlı bir ekonomileri olmasın. İşte burası çok önemldir; çünkü Amerika ekonomik buhranını bu şekilde atlatmıştır. Günü gelmiştir teknolojik gelişmelerdeki ilerlemeler bütün dünyaya ihraç edilerek çok kazanç sağlanmıştır. Ülkelerin talepleri artmış ve ekonomi birden büyük bir ivme ile yükselmiştir.
Sokaklarınızı , yollarınızı yaşadığınız mekanları düzenli ve en iyi işler halde hazırlayın. Avrupalı gibi düşünün; sonsuza kadar orada kalacakmış gibi;çünkü sonsuza kadar orada kalacaksınız; yani yaptığınız eserler ne derece düzgün ve doğru ise ancak o kadarını hakedebilirsiniz gelecekte... Bir söz vardır:''Bu dünyada yaşamasını bilmeyen öbür dünyada da yaşayamaz''Gerçekten Gerekiyorsa ve daha ileri bir model ise yıkılması gerekenleri anında yıkın ama bu yıkım devrim niteliğinde olmalı kökten, temelden.. Bunun sonucunda oluşan düzen insan psikolojisinide düzeltmektedir.. Bir kralın hikayesi vardır diktiği kendine benzer dik duruşlu bir heykele baka baka kendi kamburunu ve ruhunu değiştirmiştir.
Ürettiğiniz ürünler ne kadar çeşitli ve sınır tanımaz olursa , birbirini destekleyen ürünleriniz artar; iş veren artar. Yaşam kalitesi artar. Amerika şöyle düşünmüştür; şu eğitimi verdiğimiz, şu dallarda öğrenci yetiştirdiğimiz zaman bunlar iş yapabilecekler mi?... o halde olanaklı olanları yetiştirelim:Hayır!! bunu yapmadılar, tam aksine sayısız eğitim birimleri fakülte değişik niteliklerde birçok okul, işletme birimi kurdular. Halkın egemenliğindeki ülkede yetişen bu elemanlar kendi dünyalarını yarattılar. Sınırsızca üretilen ürünler ve yeni kuruluşlar onlara yardımcı oldu, birbirini besleyen bu ağlar sağlam bir sistem yarattı.
…
Birlikte yaşanılan düzene zarar verecek oluşumların özgürlük adı altında yapılması veya öyle görünmesi birşeyi değiştirmez. Eğer ki bir ülkenin istiklalini veya insanların geleceğini tehlikeye atacak bir oluşum var ise onu ortadan kaldırmak Özgürlük adına atılmış en büyük adımdır.
6 Şubat 2008 Çarşamba
Türkiye ekonomisi
zaman:
13:07